26 Mart 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 64


Bölüm 64 / Orijinal Yayın Tarihi: 26 Mart 2000

Sayın dinleyiciler; geçen yıldan başlayarak bugüne gelinceye değin sürdürdüğümüz izlencelerimizde, ülke ayrımı gözetmeden, çağdaş/günümüzün küğünün (beste) oluşmasında/yönlenmesinde en önde yer almaları söz konusu bağdarları (besteci)tanıtmaya çalıştık. İzlencemizin bundan sonrasında, çağdaş küğün özellikleri içinde yapıt vermiş, hem de küğ tarihi içinde yer almaya hak kazanmış bağdarları ülkelere göre tanıtmaya çalışacağız. Bunu yaparken ülke sıralamasını, Türk abecesine ve Türkçe adlandırışlarına göre yapacağız.
Bu durumda önce "A" harfiyle başlayan ülkeleri ele alacağız.
Bu ülkeler: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan sıralanmaktadır. Bu sıralamaya göre önce Alman bağdarlar üzerinde duracağız. Çağdaş Alman küğünde, üzerlerinde durulmaya hak kazanmış o kadar çok bağdar bulunmaktadır ki, bunların hepsinden söz ederek örnek vermeye kalkışmamız durumunda, yıl içindeki tüm izlencelerimizi buna ayırmak bile yeterli olamayacaktır. Bu nedenle, özellikleri yönünden ya çığır açmış veya söyleyişlerindeki değişiklikle dikkat çeker olmuş, önem bakımından üzerlerinde durulması zorunlu saydığımız birkaçını ele almakla yetineceğimizi belirtelim.
Seçerek, yapıt örnekleriyle tanıtmaya çalışacağımız çağdaş Alman Bağdarlar şunlar: Carl Orff (1895-1982), Karl Amadeus Hartmann (1905-1963), Bernd Alois Zimmermann (1918-1970), Wilhelm Killmayer (1927-), Hans Werner Henze (1926- ), Karlheinz Stockhausen (1928- ), Aribert Reimann (1936- ), Volker David Kirchner (1942- ) olacak.
Böylece, bugünkü izlencemizi Carl Orff'a ayırmış bulunuyoruz. Carl Orff 1895'de Münih'de doğdu. Münih Küğ Akademisinde eğitim gördü. Genç yaşından beri tiyatroya önem veriyor, tiyatro küğünün anlatım özellikleri üzerinde duruyordu. Yeni tınılar bulmak ardında çalışıyordu. İlk yapıtlarının hiç biri bugün yoktur. 1925 ile 1936 yılları arasında yazılmış altı tane çalgısal bağdasını ilk yapıtlarının örneği sayabiliriz. İlk tiyatro çalışmalarını acımasız, eleştirel bir gözle inceledikten sonra hepsini geri çekmiştir.
1925 yılında Münih'de Dorothea Güntherin okulunda kırın/dans için küğ bölümünü yönetmeye başladı. Bu okuldaki çalışmaları arasında yeni bir küğ eğitimi yolu da arıyordu. Araştırmaları sonucu, vurma çalgıların tartısal etkinliğini önceleyen, böylece öğrenimi kolaylaştıran, bir "okul çalışmalığı" hazırlamaya koyuldu. Sonunda Orff-yöntemi doğmuş oldu. 1935/36 yılları arasında, kişiliğini tam olarak yansıttığını varsaydığı, ilk seslendirilişiyle birlikte ününü bir anda dünyaya yayacak olan "Carmina Burana" sahne kantatını yazdı. Orff bu yapıtıyla; cesur bir ilkelliğe dönüşle, küğünü aralık gerilimlerinin, tartı/ritm ve tını çeşitlemesinin oldukça sınırlı kıldığı alacalılaşmadan(kromatizme uzak) doğal düzemeye bağlı uyumla, teksesli kısa ezgilerin, tartısal yinelemelerin doğurucusu olduğu bir sahne küğünün öncü yaratıcısı oldu. Bundan sonraki yapıtlarında da küğünü hep sahnedeki oyunun gerilimini artırmak yönünde ve dilin tını ve tartı özelliklerini kesinleştiren bir ırlamayı gözeterek, orkestrasal bireşimde de küğünün bu yalın, çıplak özelliklerini iyice açığa çıkaracak yönde sahne kantatları veya operalar yazdı.
Orff'un sahne yapıtları 12 tanedir. Bunlar sırasıyla şunlardır:
  1. Carmina Burana (1935/36)
  2. Ay-Bir Küçük Dünya Tiyatrosu (1937-38)
  3. Akıllı Kız Operası (1941-1942) 4- Catulli Carmina-Sahnesel Oyunlar (1942)
  4. Bernau'lu Kız Opera (1944-45)
  5. Antigone- Opera (1947-48)
  6. Afrodit'in Tutkusu-Sahne Konçertosu (1950-51)
  7. Astutuli - Bavyera işi güldürü/opera-bale (1945-1952)
  8. Bir Yaz Gecesi Düşü-Şekspir'in oyunu üzerine küğ
  9. İsa'nın Yeniden Doğuşu Oyunu (1955)
  10. Zorba Oedipus (l939)
  11. Tansık Bebeğin Doğuşu Oyunu (1960)
Monteverdi'nin operalarından yapılmış dört tane düzenlemesi, eşlikli ve eşliksiz korolar için beş yapıtı daha vardır. Tüm yapıtlarında görülen yalınlık, aralıkların gerilim yaratmak için kullanılması, söylemsel ve dilsel tartısallık, vurumsallığı öne alan bir orkestra kuruluşu Orff'un çağdaş küğe getirmiş olduğu etkili yanlarıdır.
İki yapıtından örnek sunacağız.
İlk dinleteceğimiz yapıt, en başarılı operası saydığımız Antigonae operasından Üçüncü perde sonundaki Antigonae'nin büyük aryasını ve perde sonunu sunacağız. Dinleyeceğiniz kayıtta Antigonae'yi Inge Borkh, Kreon'u Carlos Alexander seslendirmekte, Bavyera Radyosu Koro ve Orkestrasını Ferdinand Leitner yönetmektedir.
MÜZİK: Carl Orff - Antigonae operasından 3. perde sonu [7,8,9. parçalar] (21'59")
Şimdi de Afrodit'in Utkusu yapıtının tümünü sunacağız. Soprano Helena Tatermusehova / tenor: Ivo Zidek / Soprano: Marta Bohaova / tenor: Oldrich Lindauer / Bas: Karel Berman, Çek Korosu ve Prag Senfoni Orkestrası yapıtı seslendirmektedir. Yönetmen: Vaclav Smetacek.
MÜZİK: Carl Orff - Trionfo di Afrodit (40'04")

TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.

19 Mart 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 63


Bölüm 63 / Orijinal Yayın Tarihi: 19 Mart 2000

Sayın Dinleyiciler, Sergey Prokofiev'i yapıtlarıyla tanıtmaya ayırdığımız bu altıncı ve sonuncu izlencemizde, onun Sovyetler Birliğine döndükten sonra yazmış olduğu iki yapıtına yer vereceğiz.
İlk dinleteceğimiz yapıt, 1935 yılında yazmış olduğu, ilk seslendirilişi aynı yıl 1 Aralık 1935'te Madrit'te gerçekleşen, büyük sol'dan 0p.63 "İkinci Keman Konçertosu"dur. Üç bölümlü olan konçerto, klasik yapıya tam bir uygunluk göstermektedir. Yalkıcı/solist Lydia Mordkovitch'e Neeme Jarvi yönetimindeki İskoç Ulusal Orkestrası eşlik etmektedir.
MÜZİK: Prokofiev -İkinci Keman Konçertosu Op.63 (25'37")
Dinleteceğimiz ikinci yapıt, Prokofiev'in Sovyetler Birliğinde en çok övgü toplamış, en tutulmuş 5. Senfonisi. Büyük si bemol dengeserli Op.100 sayısını taşıyan senfoni 1944 yılında yazılmıştır. 4 bölümlüdür. Yapıtı Simon Rattle yönetiminde Birmingham kenti Senfoni Orkestrasından dinleyeceğiz.
MÜZİK: Prokofiev -Op.100 Beşinci Senfoni (43'46")

TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.

12 Mart 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 62


Bölüm 62 / Orijinal Yayın Tarihi: 12 Mart 2000

Sayın Dinleyiciler, bugünkü izlencemizi Prokofiev'in çok tutulmuş olan iki sonatı ile senfonileri arasında ileriye açıklığı, değişik yapısallığına karşın güçlü bütünlüğü ile çok dikkate değer bulunan, 1924'te yazılmış olmasına karşın, ileriliği nedeniyle Sovyet Rusya'da Stalin'in ölümüne dek (1953) seslendirilmemiş, Stalin ve bağdar öldükten nice yıllar sonra ancak 1960'da ilk seslendirilişi yapılabilmiş Op.40 İkinci senfonisini sunacağız.
Önce Op.38, beşinci Piyano Sonatı-Allegro tranquillo-Andantino-Un poco Allegretto buyurgulu üç bölümden oluşan Beşinci Piyano Sonatını Prokofiev 1923 yılında yazmıştır ama, Sovyetler Birliğine döndükten sonra ilk döneminde verdiği kimi yapıtlarını yeniden ele alarak daha ılımlı bir duruma sokmuştur.
Beşinci Piyano Sonatı'nı da 1953 yılında bu yönde değiştirmiş Op.135 sayısını vermiştir. Beşinci Piyano Sonatını bu son biçimiyle sunuyoruz. Piyanoyu Andrey Nikolsky çalıyor.
MÜZİK: Prokofiev - Op.135 Piyano Sonatı No.5 (13'12")
Şimdi sunacağımız yapıt, Prokofiev'in en çok seslendirilen ve çok övgü toplamış olan, Op.83 Yedinci Piyano Sonatı. 1939-1942 yılları arasında yazılmış olan bu sonatı yine Andrey Nikolsky seslendiriyor.
MÜZİK: Prokofiev - Op.83 Piyano Sonatı No.7 (19'33")
Bugünkü izlencemizin son yapıtı, daha önce sözünü ettiğimiz, Prokofiev'in ilk döneminde yazmış olduğu Op.40 İkinci Senfonisi. 1924 yılında yazılmış olan bu yapıtı Seeji Ozawa yönetimindeki Berlin Filarmoni'den dinleyeceksiniz. İki bölümlü olan 2. Senfoni'nin ilk bölümü: Allegro ben artocolato buyurguludur. İkinci bölüm: Konu/thema ve çeşitlemelerdir. Bu bölümün başında önce konu verilir, ardından altı çeşitleme gelir ve bölüm, konunun yeniden işittirilmesiyle, Andante molto, Doppio movimento buyurgusuyla sona erer.
MÜZİK: Prokofiev - Op.40 Senfoni No.2

TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.

5 Mart 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 61


Bölüm 61 / Orijinal Yayın Tarihi: 5 Mart 2000

Sayın Dinleyiciler, Sergey Prokofiev'in "Yalım Melek" operasının 1. ve 2. perdelerini geçen izlencemizde sunmuştuk. Bugün operanın geri kalan 3. 4. ve 5. perdelerini sunacağız.
III.Perde, I.Sahne : Renata, bulmak için ardında koştuğu "'Melek Madiel"in insanlaşmış örneği saydığı Kont Haynhich'le Köln'deki evinin önünde karşılaşır. Ne ki Kont, kaçıp terk etmiş olduğu Renata'ya yine yüz vermez. Ona "cadı" der ve evine gelmesini yasaklar. Bunun üzerine Renata, kendisini hep koruyacağını bildiği Ruprecht'e, Kont'u düelloya çağırarak öldürmesi görevini verir. Ruprecht Kontun evine girer. Dışarıda bekleyen Renata, Melek Madiel'e yeniden kendisine görünmesi için yakarmaya koyulur. Yakarış içinde kendinden geçmek üzereyken, pencerede Ruprecht'in tartışmakta olduğu Kont Henrich görünür. Renata, Kont Heinrich'in Melek Madiel'in gövdeye bürünmüş durumu olduğu kanısına yeniden kapılarak, Ruprecht geri geldiğinde, Kont Heinrich'e en küçük bir zarar bile vermemesi gerektiğini söyler.
III.Perde, II.Sahne : Ren kıyısında dik yamaçlı bir yerde Ruprecht, Kont Heinrich ile düello yapar. Renata'nın, Kont'a en küçük zarar vermemesi yollu uyarısına uyarak, kontun hücumlarına yeterince karşı koyamaz, ağır biçimde yaralanır, kont ise kaçıp gider. Renata, ağır yaralı Ruprecht'i avutmaya çalışır. İyileşirse onu sevisiyle ödüllendireceğine ant içer. Çevreden bilinmezden bir takım sesler duyulur. Renata'nın ant içmesiyle alay etmektedirler. Bir hekim gelir, "Bu aydınlanmış çağda hekimliğin her şeye gücü yetebileceğini" açıklar.
IV.Perde: Köln'de bir lokantanın önünde, iyileşmiş olan Ruprecht, yanında oturan Renata'ya onunla evlenmek istediğini söyler. Renata'nın ona vermiş olduğu sözü anımsatır. Renata'yı kucaklayıp öpmeye çalışır. Renata kendini çekerek Ruprecht'in öpüş ve kucaklamasından sıyrılır. Ruprecht'e söz vermiş olsa da onu sevmemektedir. Önce bu durum için kendini kargışlarken, Ruprecht'in sevmek isteyişindeki direngenliği kötüleyerek, ona "şeytanın maşası" olduğunu söyler, elindeki bıçakla kendisini yaralayıp bıçağı Ruprecht'e doğru attıktan sonra kaçıp gider. Renata'nın "şeytan" sözünü kullanması, bir anış, bir çağrı etkinliği gösterir. Faust ve Mefistofeles birlikte görünürler ve kavgaya tanık olurlar. Yakındaki bir masaya otururlar. Mefistofeles, garson çocuktan kuzuyla şarap getirmesini ister. Ne ki küçük garson isteğini hemen yerine getiremediği için büyü yoluyla çocuğu yiyip yutar. Eli ayağına dolanan Lokantacıya, oğlanı çöp tenekesinde aramasını söyler.
Faust, arkadaşının bu tür oyunlarından bıkkınlık getirmişti. Mefistonun dikkatini, yıkılmış, çökmüş durumdaki Ruprecht'e yönelterek, onu kendilerine katılmaya çağırır.
V.Perde: Kadınlar manastırının, kemerli, karanlıkça bir bölmesinde çömez olarak manastıra girmiş olan Renata, çevresindeki rahibelerle yakarıştadır. Ancak onun yakarışı çevresine azgınlık salmaktan başka bir şeye yaramamaktadır. Başrahibe bastırılamamış tensel istekleri dile getiren bu azgınca yakarışlar karşısında duruma tanık olması için engizisyon soruşturmanını çağırmıştır. Soruşturman maiyetiyle birlikte gelir. Şeytan kovma törenine başlar. Ne ki tüm sözler, yakarışlar, dinginlik yerine, tensel istekleri açığa vuran alaycı sözlerle, azgın saldırganlıkla karşılanır.
Mefistofeles, Faust, yanlarında Ruprecht'le birlikte kimseye görünmeden içeri girer, azmışların durumunu izlerler.
Renata, Yalım Melek'in göründüğü sanısıyla altüst olmuş, tüm çevresine azgınlık duyuşu salgılar. Çevresindekiler giderek şeytana tapmaya başlarlar. Ruprecht, araya girmek Renata'yı uyarmak isteğiyle öne atılmak isterse de Mefistofeles onu önler. Gitmeye bırakmaz. Engizisyon soruşturmanı, şeytana tapınmayı önlemek için törene başlayınca zıvanadan çıkmış topluluğun hücumuna uğrar. Arkadaşları onu güruhun içinden çekip kurtarırlar. Soruşturman son söz olarak; Renata'nın bir cadı olduğunu, yakılması gerektiğini belirtir.
Opera'da yer alan sanatçıları belirtelim:
Ruprecht - Siegfried Lorenz, Renata - Nadine Secunde, Hancı kadın - Rosemarie Lang, Başrahibe - Ruthild Engert-Ely, Agrippa ve Mefistofeles - Heinz Zednik, Faust - Petteri Salomaa, Engizisyon soruşturmanı - Kurt Moll, Kitapçı Glock ve Doktor - Gösta Zacharisson, İki genç rahibe - Marta Sche ve Maria Schele.
Gösta Ohlin ır/vocal topluluğu, Pro Musica Oda Korosu, Göteborg korosu'nu yöneten Gösta Ohlin, Göteborg Senfoni Orkestrasını Neeme Jarvi yönetmektedir.
MÜZİK: Prokofiev -Yalım Melek operası 3, 4, 5. perdeler (62'39")
Sayın dinleyiciler, bugünkü izlencemizin son yapıtı olarak Prokofiev'in 1920 yılında klarinet, piyano, yaylılar dörtlüsü için yazmış olduğu Op.34 "Bir İbrani Konusu/theme üzerine Açımlık/Uvertür adlı yapıtını sunuyoruz. Seslendirenler: Piyano; Michel Beroff, klarinet Michel Portal ve Parenin Dörtlüsü.
MÜZİK: Prokofiev - Op.34 Bir İbrani Konusu üzerine Açınlık.

TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.

26 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 60


Bölüm 60 / Orijinal Yayın Tarihi: 27 Şubat 2000

Sayın dinleyiciler, bugünkü izlencemize Sergey Prokofiev'in ilk dönem yapıtlarından bir piyano sonatını sunarak başlıyoruz. Çok usta bir piyanoçalar olan Prokofiev daha ilk piyano yapıtlarından başlayarak teknik ustalıkla, coşkulu-duygulu bir anlatımı birlikte sergilemek istemiş, bunu da başarmıştır. Tüm piyano yapıtlarının hepsi başarılı bir çalış için piyanonun teknik sorunlarını yenmiş olmak zorunluluğu taşır.
Prokofiev'in on tane piyano sonatı vardır. Bunlardan onuncusunu bitirememiştir. Kalan dokuzu - içlerinde 3, 5, 6, 7, 9 daha çok yeğlenir görünse de- çağdaş piyano yazınının en çok seslendirilen yapıtları arasında gösterilebilir. Bugün dinleteceğimiz sonat, onun 1917 yılında yazmış olduğu Küçük La dengeserli Op.28 Üçüncü Piyano Sonatı olacak. Tüm sonatları içinde en kısası olup tek bölümlü bulunan bu sonatı Elena Varvarova'nın seslendirişiyle sunuyoruz.
MÜZİK: Prokofiev - Op.28, Üçüncü Piyano Sonatı (8'25")
Prokofiev yazmış olduğu sekiz opera ile de, çağdaş opera alanında önemle üzerinde durulması gerekli bir bağdardır. Yazdığı operaların dördü ilk döneminde yazılmış olup, araştırmalı, buluşlu yanlarıyla bizce asıl önemli, üzerinde durulması zorunlu operaları bunlardır. Sovyetler Birliğine döndükten sonra ikinci döneminde ortaya koyduğu dört operası ise atılımcı, buluşlu, gözü pek yanlarının yitikliği nedeniyle çarpıcı yanları yitmiş ılımlı yapıtlardır. Sıralayacak olursak:
İlk operası Op.3 "Magdelana"dır. 1911-1913 yılları arasında yazılmıştır. Op.24 "Kumarcı" 1916'da yazılmış ancak düzeltmeler nedeniyle kesin biçimini 1927 yılında almıştır.
Op.33 "Üç Portakala Sevi" 1919 yılında yazılmış, Şikago'daki 1921 yılında ilk oynanışından sonra tutulmuş, Prokofiev operanın küğünden bir de Ardış/Suite çıkarmış, bu ardış en sık seslendirilen yapıtlarından birisi olduğu gibi, opera da çağdaş opera dağarına hemen girmiştir.
Prokofiev' in ilk döneminde yazdığı dördüncü -son- operası; Op.37 Yalım/Alevli Melek, bir önceki operası "Üç Porkala Sevi" gibi başarılı olmamıştır. 1922-1925 yılları arasında yazılmış olan "Yalımlı Melek" o süreçte Prokofiev'in küğüne ilgi gösteren bale yapıtlarını sahnelemekte öncülük eden Diaghilev ve yandaşları tarafından ilgi görmemiş, bu nedenle sahnelenmesi hemen hemen hiç düşünülmemiştir. 1928 yılında operanın yalnız ikinci perdesinden alıntılarla Paris'te Koussevitzky yönetiminde bir dinleti seslendirilmesi yapılır. Ondan sonra opera yıllarca kimsenin dikkatini çekmeden kalır. 13 Ocak 1954'te yani Prokofiev'in ölümünden bir yıl sonra, Paris Radyosunda operanın tümü dinleti olarak seslendirilir. Bu dinleti seslendirmesi operanın önemini, etkinlik çoğulluğunu ortaya koyar. Yapıtın opera olarak ilk sahnelenmesi bir yıl sonra Venedik operasınca gerçekleştirilir. O günden bu yana "Yalım Melek" operası Prokofiev'in en önemli yapıtları arasına girmiş bulunmaktadır.
Prokofiev'in SSCB'ne döndükten sonra ikinci döneminde ortaya koymuş olduğu dört operasını da kısaca belirtelim:
Op.81 Semyon Kotko - 1939'da yazılmış.
Op.86 Manastırda Nişanlanma - 1940-41 yıllarında yazılmış.
Op.91 Savaş ve Barış - 1941-1942'de yazılmıştır. Ancak Prokofiev yapıtını daha sonra yeniden ele alarak ikinci biçimde yinelemişse de bu ikinci biçimi, ancak Prokofiev'in ölümünden iki yıl sonra 1955'te oynanabilmiştir.
Op.117 Gerçek Bir İnsanın Öyküsü - 1947-48 yılları içinde yazılmıştır.
Prokofiev'in Sözünü ettiğimiz operaları arasında ayrıcalıklı ve çok önemli iki operası: "Üç Portakala Sevi" ve "Yalım Melek" bulunmaktadır. Yalım Melek operası bugüne gelinceye değin ülkemizde hiç sahnelenmemiş ve seslendirilmemiştir. Üç Portakala Sevi de oynanmamıştır ama, operadan çıkarılmış Ardış, arada bir radyolarımızda olsun seslendirilmiştir. Prokofiev, 1928'de yazdığı Op.44 Üçüncü Senfonisinde her ne kadar "Yalım Melek" operasından aldığı konular üzerine senfonisini yapılandırmışsa da, bu Senfoni de bugüne gelinceye değin ülkemizde hiç seslendirilmemiş olduğundan, izlencemize Prokofiev'den bir opera almak söz konusu olunca, dinleyici çoğunluğunun bilmediği bir yapıtı bulunması bakımından "Yalım Melek"i almayı yeğledik.
Tümü 119 dakika tutan "Yalım Melek" operasının 1.ve 2. perdelerini bu izlencemizde, kalan 3., 4. ve 5. perdeleri gelecek izlencemizde sunacağız.
Operanın konusu 1873-1924 yılları arasında yaşamış olan Rus romancı Valeri Briussov'un romanından alınmadır. Operanın cönkünü/librettosunu, öteki operalarında da olduğu gibi Prokofiev kendisi hazırlamıştır. Romanda olaylar "Şövalye Ruprecht"in ağzından onun görüşüne göre anlatırken, Prokofiev cönkünde Ruprecht'in giderek kör kütük sevdalandığı Renata'nın kişiliğini öne almıştır.
Olay 1534 yılında Almanya'da Köln kentinde geçmektedir.
1. Perde: Kötü, kırık dökük eşyalar bulunan bir çatı katı. Şövalye-tüccar Ruprecht Amerika'dan yeni dönmüştür. Kendisine barınacak, geceyi geçirecek bir yer aramaktadır. Gecedir. Hancı Kadın, gösterdiği çatı katının en iyi odası olduğunu söyler. Ruprecht, hancı kadına, katı tuttuğunu söyler.
Ruprecht'in tuttuğu odanın yanındaki bir odada iblislerin kendisine musallat olup azap çektirdiği bir kadın kalmaktadır. O yandan gürültüler, çığlıklar, iniltiler, konuşmalar gelir. Ruprecht yardım etmek isteğiyle aradaki kapıdan o yana geçer. Renata ile tanışır. Renata, Ruprecht'e adı ile hitap eder. Ruprecht kadından adını nerden bildiğini sorarsa da buna yanıt alamaz, Renata kendi öyküsünü anlatmaya koyulur: Çocukluğunda "Madiel" adında olağanüstü güzellikte alevli yalım bir melekle arkadaş olmuştur. Ancak ergenlik çağına varıp da Madiel'le tensel birleşme isteğine düşünce, Madiel kızarak onu terk etmiş, ancak vaktin birinde insan kılığında yanına döneceğini söylemiştir. Renata bundan sonra Heinrich (Haynrih) adında bir kontla tanışmıştır. Kontun, Madiel'in insan kılığında döneceği sözüne bakarak onun cismanileşmiş biçimi olduğu inancıyla Kont'la birlikte yaşamaya başlamıştır. Ne ki Kont bir gerekçe göstemeksizin kısa bir süre sonra Renata'yı bırakıp gitmiştir. Renata, bu yüzden, yitik sevgilisinin ardında, onu yeniden bulmak umuduyla oradan oraya sürüklenip durmaktadır. Ne ki Madiel'i ve onunla birleştirdiği Kont Haynrih'i her arayışında iblisler onu tartaklayıp durmaktadırlar.
Hacı kadın ise Renata'yı ucuz bir kötü kadın gibi görmektedir. Ruprecht, Renata'nın acınası durumu ve Hancı kadının kötü davranışı karşısında Renata'yı koruması gerektiğini düşünür.
Renata'nın iblislerin etkisiyle yine bunalıma sürüklendiği sırada, Hancı kadın çağırttığı falcı/bakıcı gelir, Renata'nın sonunun kanlı biteceğini söyler.
2.Perde, 1.Sahne: Yine Köln'de bu kez iyi döşenmiş bir odada konaklayan Ruprecht ve Renata, Kont Haynrih'i nerede bulabilecekleri üzerinde konuşurlar. Bir yandan da kitapçı Glock'un sağladığı kitapları okuyarak büyü yapmaya çalışırlar. Renata, Kontun tinini çağırır. Tıkırtılar işitilir. Başarılı olduğunu sanır. Ne ki Kont görünmez. Kitapçı Glock kapıdadır. Çökmüş durumdaki Renata'ya acıyan Ruprecht, Glock'dan "Kabala/Karabüyü" ile ilgili kitaplardan getirmesini ister. Glock bu tür kitapların yasak ve yakılmış olduğunu, ancak bunca direniş karşısında ünlü doktor/büyücü Netteheim'li Acrippa'dan yardım rica edebileceğini söyler.
2.Perde, 2.Sahne: Her şeyin düşle, kurmacayla karışmış olduğu sanısını bırakan, belirsizlik dolu, kitap ciltleri, bilim araç-gereçleri, doldurulmuş kuşlar ve üç iskeletin bulunduğu bir yer. Ruprecht, Agrippa'dan yardım diler. Agrippa bu isteği geri çevirir. Büyünün çekiciliğine tutulmaması yolunda uyarıda bulunur. Kendisini örnek vererek, sadece bilimle uğraştığını söyler.
Ancak, üç iskelet, Agrippa'nın savını "Yalan" diye karşılarlar.
Prokofiev'in 1. ve 2. perdelerini özetlemeye çalıştığımız "Yalım Melek" operasında yer alan sanatçıları belirtelim:
Ruprecht'i Siegfried Lorenz, Renata'yı Nadine Secunde, Hancı kadını Rutnild Engert-Ely, Agrippa'yı Heinz Zednik, Kitapçı Glock'u Gösta Zachrisson, Uşak'ı Bryn Terfel, Üç İskeleti İngemar Andersson, Torbjörn Borg, Jonas Landström seslendirmektedirler. Göteborg Senfoni Orkestrasını Neeme Jarvi yönetmektedir.
MÜZİK: Prokofiev-Yalım Melek, 1.ve 2. perdeler (55'50")
TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.

19 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 59


Bölüm 59 / Orijinal Yayın Tarihi: 20 Şubat 2000

Sayın dinleyiciler,
Bugünkü izlencemizde Prokofiev'in üç yapıtını sunacağız.
İlk dinleteceğimiz yapıt; Op.19, Birinci Keman Konçertosu olacak. Prokofiev, bu konçertosunu 1916-1917 yılları arasında yazmış. İlk seslendirilişi 18 Ekim 1923'te kemancı Marcael Darrieux'nün solistliğinde gerçekleşmiş. Orkestrayı Sergey Koussevitzky yönetmiş. Çok başarılı olan bu ilk seslendiriliş üzerine konçerto Szigeti gibi virtüöz kemancıların dikkatini çekmiş, sık sık seslendirilen çağdaş müzik keman konçertoları arasında önlerde yer almıştır. Yapısal olarak klasik keman konçertolarına üç bölümlü olması bakımından uyar görünürse de bölümler içinde konuların sergilenmesi, çeşitlendirilmesi bakımından Prokofiev'e özgü değişik söyleyiş biçimleriyle ele alınır. Ritm ve armoni zenginliği, özellikle son bölümündeki şaşırtıcı duygulu bitiriş öylesine doğal bir görünüm sergiler ki, bu varışın büyük teknik zorlukları birlikte koşullamış olduğunu izleyiciye düşündürmezler.
Dinleteceğimiz, Prokofiev'in Op.19 Birinci Keman Konçertosunun bölümleri:
1 - Andantino 2 - Scherzo:Vivaccissimo 3 - Moderato buyurguludur.
Neeme Jarvi yönetimindeki İskoç Ulusal Orkestrası, Solist Lydia Mardkovitch'e eşlik ediyor.
KÜĞ : Prokofiev - Op.19 Birinci Keman Konçertosu (21'45")
Dinleteceğimiz ikinci yapıt, Prokofiev'in 1915-1917 yılları arasında yazmış olduğu; piyano için 20 kısa parçacıktan oluşan, Op.22 Uçucu ve Kaçıcı Görümler diye çevirebileceğimiz Visions Fugitives başlıklı yapıtı. Parçacıkların tek bir dengeserliğe oturtulamayan, adlarıyla uyumlu yapıtlarını hemen algılayabilmek olurlu bulunmaktadır. Yapıtı Michel Beroff'un piyanosundan dinletiyoruz.
KÜĞ : Prokofiev - Visions Fugitives (20'30")
Bugünkü izlencemizin son yapıtı, Prokofiev'in piyano konçertoları içinde en tutulmuş, en sevilmiş, hemen hemen bütün virtüöz piyanoçalarların dağarında/repertoir yer alan: Op.26 Üçüncü Piyano Konçertosu. Bu konçertosunu Prokofiev 1917-1921 yılları arasında yazmıştır. İlk seslendirilişi 16 Aralık 1921'de Chicago'da gerçekleşmiş, piyanoyu bağdarın kendisi çalmıştır. Birinci keman konçertosu kadar etkileyici, buluşlarla dolu keskinliği ve içliliği bir arada sergileyebilen bu taşırtıcı/büyüleyici konçertoyu Michel Beroff'un piyanosundan, Kurt Masur'un yönetimindeki Leipzig-Gewandhause Orkestrasının eşliğiyle dinleteceğimiz yapıtın bölümleri:
1-Andante. allegro
2-Konu ve çeşitlemeler/Theme et variations
3-Allegro ma non troppo buyurguludur.
KÜĞ : Prokofiev - Op.26 Üçüncü Piyano Konçertosu (27'48")
TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.

12 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 58


Bölüm 58 / Orijinal Yayın Tarihi: 13 Şubat 2000

Sayın dinleyiciler bugünden başlayarak altı izlence boyunca gelişim çizgisi Hindemith'i andıran Rus bağdar Sergey Prokofiev'i önemli ve seçilmiş yapıtlarıyla tanıtmaya çalışacağız. Rusya'da çarlık döneminde 1891 yılında doğmuş bulunan Sergey Prokofiev'dan ilk dönem yapıtlarının ileriye açıklığı, öncüllüğü yönünden söz edilmek gereklidir. Prokofiev yeteneğini çok erken göstermiş bir bağdardır. Daha çocuk sayılacak çağda yazdığı ilk yapıtlarında Richard Strauss, Skryabin ve Debussy'nin etkileri vardır. İlk yapıtının bir opera olduğunu bunu yazdığı sırada dokuz yaşında bulunduğunu belirtelim. İlk piyano derslerini annesinden almıştı. 1902 yılında on bir yaşındayken Moskova'ya giderek yazmış olduğu ilk bağdalarını Taneyev'e gösterdi. Taneyev hemen onun Gliere ile çalışmasını sağladı. On üç yaşındayken Petersburg konservatuvarına girerek, Rimski-Korsakov, Lyadov, Wihtol'dan bağdama, Essipova'dan piyano dersleri aldı. Aleksandr Çerepnin'den orkestralama öğrenimi görmüştü. 1914 yılında konservatuvarı bitirirken birincilik ödülünü (Anton Rubinstein ödülünü) kazanmış bir kuyruklu piyano sahibi olmuştu. Konservatuvarı bitirmeden önce de verdiği dinletilerle çevrede "gelenekçi" bir bağdar olarak tanınıyordu. Bu tanınışı kendi piyano parçalarını seslendirerek sağlamıştı. Daha ilk yapıtlarından başlayarak küğünün hemen kendini belli eden ileriye açık bir havası vardı. Bir yandan ırasındaki ezgisel olma tutkunluğu kendini gösterirken bir yandan sert kakışmaları cesaretle kullanması, yer yer alaycı, yer yer motor gücü taşıyan süreğenliği, şaşırtıcı, beklenmedik devinim değişikliklerine düşkünlüğü küğsel ırasının çarpıcı özelliğini sergiliyordu. 1914'de yazdığı, eski çağların Rusya'sında güneşe tapınmayı konu alan "İskit Ardışı/Suite Scythe" -ki bu yapıtın öteki adı; Ala et Lolly'dir. 1916 yılında ilk kez Petersburg'da çalındıktan sonra kendisine "Rusya'nın Korkunç Çocuğu" tanımlaması yakıştırıldı. Bu yapıtta, 1913'de küğ dünyasını alt üst etmiş olan Stravinski'nin "Bahar Sungusu"nun büyük etkisi, aşırı kakışmalı uyguları içeren tartımın baş erek yapılmış olması yönünden hemen belli olur. 1918'de yazdığı "Klasik" başlığını taşıyan 1. Senfonisi, uyumsal dizgeyi kullanmayı beceremediği için küğünün aşırılığa kaçtığı savını öne süren kimi tutuculara karşılık vermek, bir yandan da; ince alaycılığı bir kalıba dökebilmek için bağdanmış sayılabilir. Biçim olarak klasik dönemin anlayışını elde tutan yapıt, içerik olarak şen, alaycı havası, geçkilerindeki şaşırtıcı ama ustaca birdenlik nedeniyle özgünlük gösterir. Prokofiev'in en çok tutulan, en çok seslendirilen yapıtlarından birisi olmuştur bu nedenle. 1918 yılı güzünde Prokofiev Rusya'dan ayrılır. Yapıtlarının Koussevitzky'nLrı öncülüğünde çaldırılması nedeniyle Paris'e, Boston'a, Chicago'ya gider. Bir ara Rusya'ya dinleti gezisi için uğrar. 1922'de Paris'e yerleşir. 1933'te ülkesinin küğ yaşamının kendisine gereksinmesi bulunduğu kanısıyla kesinlikle ülkesine döner. Prokofiev'in Rusya'ya dönüşünede ortaya koymuş olduğu yapıtlarla, dönüşünden sonra yazdığı yapıtlar arasında kendini kolayca belli eden, kalın bir çizgiyle bölünebilecek bir ayrım olduğu göze çarpar.
Prokofiev'in ilk dönem yapıtları için "kübist" tanımlaması yapılmıştır. Ezgiler kısa, köşeli bir yapıdadırlar. Belli bir dengeserlikle başlayan bir ezginin yer yer kakışmalı uygularla başka bir dengeserliğe sıçradığı görülür. Çoğu kez çok yüklü uyumun ezginin yönelişlerine ters bir akış gösterdiği, böylece iki karşıt konunun birlikteliğinden doğan çok yüzeyli bir anlayışı da dillendirdiği söylenebilir. Rusya'ya döndükten sonraki yapıtyarında ise küğünün bu çok yüzeylilik yanı giderek zayıflamış, amacı; güzel, hoşa gider -kolay-ezgiler bulup söylemeye yönelik, yumuşakbaşlı, uyumsal anlayışta iyice ılımlı, biçim iliğe öncelikle önem vererek sırtını biçimin alışılmışlığına dayayarak güçlü görünen ne ki merak verici hiç bir yanı kalmamış bir küğ ortaya koyar olmuştur. Sovyetler birliğinde küğün bile belirli kalıpların ve söyleyiş biçiminin dışına çıkılmasını yasaklamış partizanca baskının bu sonucu getirdiği rahatça söylenebilir. Küğün sanatdışı, parti görüşüne göre değerlendiği bir ortamda Prokofiev'in Sovyetler Birliğine döndükten sonra vermiş olduğu yapıtlar, önceki yapıtlarının aleyhine çok öğülmüş, çok seslendirilmiş olduğu için bugünün dinleyicisi Prokofiev'i birkaçı dışında devrimci nitelikteki ilk yapıtlarıyla değil, Sovyetler dönemindeki yapıtlarıyla daha iyi tanımaktadır.
Biz, Prokofiev'e ayırdığımız izlencelerimizde onun daha az bilinen ilk dönem yapıtlarına daha çok yer vereceğiz.
Bugünkü izlencemizde Prokofiev'den dinleteceğimiz ilk yapıt, onun 1911 yılında yazdığı Op.10 Birinci Piyano Konçertosu olacak. Prokofiev 1914 yılında Konservatuvardan mezun olurken bu konçertosunu çalmakta gösterdiği başarı nedeniyle birincilik ödülüne değer bulunmuştu. Prof. Gültekin Oransay'ın da belirttiği gibi; "Piyano yapıtları, vurmalı ve keskin kakışımlı seslere yer veren, bununla birlikte duygun yönü de olan kendine özgü bir biçem" göstermektedir. Üç bölümlü olan 1. Piyano Konçertosunun bölüm başlıkları şöyledir: 1.Allegro brioso 2.Andante assai 3.Allegro scherzando.
Leipzig, Gewandhaus Orkestrası eşliğinde, Kurt Masur yönetiminde piyanoyu Michel Beroff çalıyor.
MÜZİK: Prokofiev - 1. Piyano Konçertosu (14'25")
Şimdi dinleteceğimiz yapıt, Prokofiev'in 1913-14 yılları arasında yazdığı, ancak 1924 yılında yeniden elden geçirdiği ve son biçimini vererek, Paris'de 8 Mayıs 1824'teki ilk seslendirilişinde yalkıcı olarak kendisinin yer aldığı Op.16 İkinci Piyano Konçertosu. Dört bölümlü olan Op.16, 2.Piyano Konçertosunun bölüm başlıkları: 1.Andantino-Allegretto 2.Scherzo(Vivace) 3.İntermezzo (Allegro moderato) 4.Finale (Allegro tempestuoso) Yalkıcı yine Michel Beroff, Leipzig, Gewa.ndhaus Orkestrasını Kurt Masur yönetiyorHemen belirtelim; Prokofiev'in ateşli, coşkulu, kimi yerde tasalı biçemini çok iyi yansıtan bu konçerto, çalınması da en zor yapıtlarından birisidir.
MÜZİK: Prokofiev - Op.16 İkinci Piyano Konçertosu (29'17")
Bugün dinleteceğimiz son yapıt, Prokofiev'in, Stravinski'nin ünlü Bahar Sungusu'nun seslendirilişinden bir yıl sonra 1914'te yazdığı, ilk seslendirilişi 1916 yılında Petersburg'da kendi yönetiminde gerçekleşen "İskit Ardışı" Op.20 veya ikinci adıyla "Ala ve Lolly" olacak. Tıpkı Stravinski'de olduğu gibi, konunun ilkelliği, kakışmalı tınaşsal tartımlılığı öne aldırmıştır denebilir. Konu eski Rusya'da güneşe tapınma ile ilgilidir. Dört bölümlü olan Ardış'ın bölüm başlıkları şöyledir: 1. Veles ve Ala'nın tapıncı 2. Savaş Tanrısı ve kara tinlerin kırını 3. Gece 4. Loli'nin marşı ve Güneş Alayı Birmingham Kenti Senfoni Orkestrasını Simon Rattle yönetiyor.
MÜZİK: Prokofiev - İskit Ardışı (20'13")

TRT'de 2000 yılında yayınlanmış olan "Çağlar ve Müzik" programının ses kayıtları elimizde olmadığından, burada paylaşılan küğ örnekleri, Ertuğrul Oğuz Fırat'ın kendi arşivinden sunduğu icralardan farklı olabilir.