26 Eylül 2012 Çarşamba

Çağlar ve Müzik - 38

Bölüm 38 / Orijinal Yayın Tarihi: 27 Eylül 1999

Karol Szymanowski 1. Dünya Savaşı sonlarına doğru 1917'de Rusya'daki baskaldırma sırasında yurtluğunun harap olduğunu gördü. Timosovka'da artık oturabilecek yeri kalmamıştı. 1917'den 1919'a kadar Elisabethgrad'da oturdu. Bütün savaş boyunca çalışmalarını hiç aksatmadı. Op.26'dan Op.42'e dek olan 17 yapıtını Birinci Dünya Savaşı sürerken 1914 ile 1918 yılları arasında yazdı. 1920'de temelli olarak Varşova'ya yerleşti. 1921'de Londra, Paris ve NewYork'a kısa süre için gitti. Yapıtları Uluslararası Çağdaş Küğ Derneğinin şenliklerinde seslendiriliyordu. Bu durum ister istemez kendi ülkesinde de değerinin anlaşılması sonucunu getirdi. 1926'da Varşova Konservatuvarı Müdürlüğüne atandı. Konservatuvar eğitiminin çağdaşlaşması, özgürleşmesi için savaşıma girişti. Konservatuvar içinden de, dışından da bu yenilenmeye karşı çıkanlar olunca, bunları başarılı bir yazar olarak gazetelerede çıkan yazılarıyla yanıtladı; köhnemiş, kalıplaşmış kurumun çağa uygun eğitim, öğretim koşullarına uyularak yeniden yaşam kazanmasını sağladı.
1926'dan sonra yeni yapıtlar ortaya koymada verimi eskiye oranla giderek düştü. Ancak yapıt sayısının azalmasına karşılık, sonraki yapıtlarının hepsi de buluş zenginliği, ögesel kuruluş/biçimsel denge yönünden birer başyapıt niteliği taşır oldu. İki yıl kadar sonra Konservatuvar müdürlüğünden ayrıldı. Veremdi. Bir türlü tam bir sağalma sağlanamıyordu. 1933 yılında başlamış olduğu son yapıtı olan: Op.62 İki Mazurka'yı 1934 yılında zorlukla yazdı. Bundan sonra yaşayabildiği üç yıl içinde başka da bir şey yazamadı. 1937 yılının 28 Mart günü İsviçre'nin Lozan kentinde yatmakta olduğu sanatoryumda öldü.
Bugün dinleteceğimiz ilk yapıt; Szymanowski'nin 1924-1926 arasında piyano için yazmış olduğu "Op .50 Yirmi Mazurka"sından dört tanesi. Szymanowski, Chopin'in 58 mazurkasına karşılık ancak 22 tane mazurka yazmıştır. Szymanowski'nin mazurkalarında da Chopin'deki kadar incelik, hüzün, tutku, çeviklik veya derinlemesine ağırlık vardır. Bunlardan başka; çağına uygun yönde süre sürekli zengin uyum değişikliği, ezginin bütünün içine sanki püskürtülmüş olmasından ötürü yüreğe dokunur dokunmaz uçup duran yakalanması zor bir engin havalılık vardır.
Hiç evlenmemiş olan Szymanowski'nin yaşamını da, bağdarlığını da çok bağlı olduğu dostlarıyla paylaşım konusu yaptığını söyleyebiliriz. Öteki yapıtlarında, yirmi mazurkanın hepsini de bu dostlarına sunmuştur. Op.50'deki ilk dört mazurka ünlü piyanoçalar Rubinstein'a sunulanmış, Rubinstein tarafından da bir çok dinletide seslendirilmiştir. Dinleteceğimiz Op.50 / 1, 2, 3, 4 sayılı bu mazurkaları kendisine sunulmuş olan Arthur Rubinstein'in 1961 yılında New York'da Carnegie Hall'da verdiği dinletide alınan kayıttan dinletecegiz.
KÜĞ (Ç.S.M.) : Szymanowski - Op.50 / 1,2,3,4. Mazurkalar (11'00")
Karol Szymanowski'nin iki operası vardır. Bunlardan ikinci operası, konusu bakımından "felsefi opera" niteliği taşımasıyla ünlüdür. 1920-1924 yılları arasında yazılan bu opera "Kral Roger" adını taşımaktadır, Opus sayısı 46'd1r. İlk kez Varşova'da 1926 yılında sahnelenmiştir.
Konu 12. yüzyılda Sicilya'da geçer. Sicilya'nın Norman kralı Roger ile sevgili eşi Roxana'nın dinsel-gizemsel görüşlerinin, tutkularının sonucu, birbirlerinden kopup ayrılmanın öyküsünü içerir.
1. Perde kilisede geçer. Palermo katedralinde yapılan ayinden sonra, başrahibin krala; bilinmeyen bir doğu ülkesinden gelmiş bir çobanın hristiyanlığa karşı bir takım zararlı düşünceleri yaymaya çalıştığını, kralın gücünü kullanarak bunu önlemesi gerektiğini söylemesi üzerine, Kral, sahte yalvaçlık taslayan ve Sicilyalıların hristiyanlıktan soğutarak bilinmedik yeni bir tanrıya tapınmaya çağıran Çobanı tutuklama buyrultusu çıkarmak isteyince, sevgili eşi Roxana, önce Çoban'ı dinlemesini, sonra karar vermesini önerir. Kral bunun üzerine önce Çobanı dinleyip yargılayacağını, kararını bundan sonra vereceğini belirtir. Çoban gelir urunç/dinsel kendrnden geçiş içinde konuşmaktadır. "Benim Tanrım, benim kadar gökçek" diye konuşmaya baslar. Kralın çevresindekiler, rahipler Çobanın tutuklanmasını isterlerse de; Kral Roger karısına verdiği sözü tutmak için akşama yalvaç çobanın öğretisini dinledikten sonra karar vereceğini belirterek Çobanı serbest bıraktırır.
2. perde, Geceleyin Kral Sarayının avlusunda geçer. Kral Roger, gizemli çobanı merak ve sabırsızlık içinde beklemektedir. Yalvaç Çoban yanında yandaşlarıyla birlikte gelir. Kralı "Bengi Sevi/Ebedi Aşk" adına selamlar. Öyküsünü anlatır: Ganj nehri kıyılarından gelmiştir. Tanrısından ve onun her şeye egemen olan gücünden söz etmeye koyulur. Kral Roger, bu bilinmeyen, ama gücü her şeye yeten Tanrı anlatımından öfkelenerek yalvaç -çobana "küfür içinde" olduğunu söyleyerek tutuklanmasını isterse de, Roxana eşinin öfkesini yatıştırmayı, onu yumuşatmayı yine başarır (Roxana'nın ünlü aryası). Bunun üzerine çoban ve çevresindekiler bilinmedik küğ/müzik eşliğinde giderek coşkunlaşıp kendinden geçiren bir tapınç kırnına/tapınma dansına koyulurlar. Bu, yalnız bir gösteri degil, izleyenleri büyüsü içine alabilen bir çağrıdır. Kırınan/oynayan topluluğu afsunlanmışcasına izleyen Roxana birden yekinir, yalvaç-çobanın çekimine kapılmış ona yönelir. Kral Roger, nöbetçilere, çerilere çobanı yakalayıp bağlamaları buyruğunu verir. Çeriler çobanı tutup bağlarlarsa da, o bu bağlarlı çözüp kurtulur. Büyülenmiş Roxana ve Kralın çevresindeki kişiler de onu izlerken taraftarlarıyla birlikte çekip gider.
Sayın dinleyiciler, Kral Roger operasının iki perdesinin özet olarak konusu budur. Bize ayrılan süre üçüncü perdeyi sunmamıza yeterli bulunmadığından, operanın son perdesini sunmayı gelecek haftaki izlencemize bırakıyoruz. Şimdi Kral Roger operasının birinci ve ikinci perdelerini sunacağız.
Kral Roger operasının sunacağımız kaydında yer alan sanatçılar şunlardır:
Kral Roger - Andrej Hiolski – bariton
Roxana -Hanna Rumovska - soprano
İdrisi - Kral danışmanı, Arap bilgesi - Zydislaw Vikodem - tenor
Yalvaç - Çoban - Kazimierz Pustelak - tenor
Arşevek / Başpiskopos - Marek Dubrowski - bas
Diyakoz / Papaz yardımcısı - Anna Malewioz-Mady - alto
Varşova Ulusal Opera Korosu ve Orkestrasını Mieczyslaw Mierzeyejewski yönetiyor.
KÜĞ (KME): Szymanowski - Kral Roger Operası, 1. ve 2. Perdeler

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında Kral Roger Operası yer almamış, onun yerine bir önceki programdan Op.23 Notturno et Tarantella, ve bir sonraki programdan Op.55 Harnasie (Haydut) yayınlanmıştır.

18 Eylül 2012 Salı

Çağlar ve Müzik - 37

Bölüm 37 / Orijinal Yayın Tarihi: 20 Eylül 1999



Sayın dinleyiciler; bugünkü izlencemizde ve bunu izyecek üç izlencede, yüzyılımız küğünün öncü yaratıcılarından Polonya'lı bağdar Karol Szymanowski'yi tanıtmaya çalışacağım.
Karol Szymanowski varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna'nın Timoşovka bucağında 6 Ekim 1882 tarihinde dünyaya geldi. Babası toprak sahibiydi. Küğsel etkinliğin günlük yaşama girmiş olduğu bir ortamda yetiştti. İlk öğretmeni Gustav Neuhaus olduysa da 1901'de Varşova'ya giderek Zygmunt Noskowski'den ders aldı. İlk yapıtı; Op.1 piyano için 9 Prelüd'ü 1900 yılında yazdı. 1906-1908 yılları arasında Berlin'de yaşadı. Gustav Mahler ve Richard Strauss'un etkileri açıkça görülen bağdalar yazdı. Ancak küğsel eğitiminin temelinde vatandaşı Chopin'in küğünün duygusal etkinliği varlığını hep korudu. 1909'da Varşova'ya döndü. Giderek Strauss etkisinden öte Skryabin'in yapıtlarındaki yoğun, ayrıntılı, oylumlaşmaya dönüşen anlatımı kendisine örnek seçti. 1913-1914 yılları arasında Viyana'da yaşadı. Buradayken Debussy, Ravel daha da sonra Stravinski'nin yapıtlarını tanıdı. Mahler, Strauss, Skryabin etkinliğinin ardından izlenimci küğün biçemi de onun alabildiğine alacalı bir yapılanma içinde kendine özgü biçemini geliştirmesine etken oldu. Çocukluğunda attan düşerek bir ayağının sakat kalması nedeniyle yaşamını küğe ve sürekli okumaya verdiği dönemde, Dou gizemcilğine ilgi duymuş, Mevlana Celaleddin'den, Şiraz'lı Hafız'dan, James Joyce'a dek çok geniş bir ekinselliğe ulaşmıştı. Skryabin'in gizemciliğinin küğüne yansıması, tınaşsal yoğunlukta, sınırları aşarak duyuş yönünden sınırsıza ulaşmak için, küğsel söylemi, dengeserlik/tonalite sınırlarını aşıp geçen -ezgide ve uyumda- alabildiğine alacalılığa/kromatizme gelip dayandı. Bundan artık olarak biçeminde çok katmanlılığın oluşturduğu oylunlaşma ortaya çıktı. Bu alacalılaşma Bartok'a yaklaşıklık gösterirse de Szymanowski'nin çok katmanlılığı, arka plan doluluğu/zenginliği böylece küğünün oylumlu yapısı, onun çağının öteki bağdarlarından -Alban Berg dışında- daha ağır/dolgun bir söyleyişe yöneltmiş görünür. Bu, ağır, katmanlı küğün altında da inceden inceye Chopin'ce bir hüzün hep saklı olmuştır.
Szymanowski'de Bartok gibi çok uzun yıllar kendi ülkesinde anlaşılamamış, tutulmamış, Polonya'lı sayılıp sayılmayacağı bile bir süre tartışma konusu edilmiş bir bağdardır. Yapıtları dış ülkelerde seslendirilerek, Uluslararası çağdaş küğ şenliklerinde adından önemle söz edilmeye başlandıktan sonra ülkesinde de değer verilir olabilmiştir. Önce dış ülkelerde tanınmasında, dikkat çekmesine, ülkesinin yetiştirdiği önemli çalgıçalarların katkısı, yardımı büyük oldu. Arşur Rubinstein, piyano yapıtlarını yabancı ülkelerde seslendirerek bu tanıtımda büyük yer almış olduğu gibi, çağın en başarılı kemancılarından Paul Kochanski'nin de Szymanovski'nin en yakın arkadaşı olarak onun tüm keman yapıtlarının sürekli seslendiricisi olması örnek olarak gösterilebilir.
Szymanovski'nin yapıtlarına ayırdığımız izlencelerimizde, onun olgunluk döneminin başladığı 1913 yılından sonraki yapıtlarından seçmelere yer vereceğiz. Sunacağımız ilk yapıt; 1914-1916 yılları arasında yazmış olduğu, soprano veya tenor solist/yalkıcı, koro ve orkestra için, Mevlana Celaleddin'in bir gazeli üzerine yazmış olduğu "Gecenin Şarkısı" adıyla da anılan Op.27 "Üçüncü Senfoni"si olacak.
Yalkıcı/solist; soprano Stefania Woytowicz, Polonya Radyo-Televizyon Korosu ve orkestrasını Tadeusz Strugala yönetiyor.
KÜĞ (Ç.S.M.) : Szymanowski - 3. Senfoni (25'20")
Szymanowski'nin keman için yazdığı yapıtların mükemmelliği konusunda tam bir görüş birliği vardır. Szymanowski 'nin arkadaşı ünlü kemancı Paul Kochanski, hem Szymanowski'nin keman yapıtlarının çoğunun ortaya çıkmasının özendiricisi/nedeni olmuş, hem de keman tekniği bakımından, değişiklikler, üstünlükler elde edebilmek yönünden neler yapılabalaceğinde bilgi verici/uyarıcı olmuştur. Szymanowski arkadaşından aldığı çoşku ve etkilenişle ikisi de birer başyapıt olan iki keman konçertosuyla birkaç keman-piyano yapıtı yazmıştır. Konçertolarının ikisini de Paul Kochanski'ye sunulamıştır. Çağın öncü bağdarları; Bartok'un da, Alban Berg'in de kendi konçertolarını yazmadan önce Szymanowski'nin konçertolarını incelediklerini biliyoruz.
Szymanowski , 3.Senfonisinin ardından 1915 yılında keman ve piyano için Op.28 Notturno et Tarantella'yı yazdı. Usta kemancıların dağarında/repertoire dünden bugüne yerini korumuş bir yapıt.
Şimdi, Op.23 Notturno et Tarantella'yı kemanda Lydia Mordkovitch, piyanoda Larina Gusak-Grin'in seslendirişiyle sunuyoruz.
KÜĞ (Ç.S.M.) : Szymanowski - Notturno et Tarantella (9'58")
Szymanowski yine 1915 yılında keman-piyano için üç parçadan oluşan Op.30 Mythes/Söylenceler/Efsaneler adlı yapıtını yazdı. Yapıtın bölüm başlıkları şöyle: 1. Aretusa Çeşmesi 2. Narcisse 3. Dryades ve Pan.
Bu yapıtı, kemanda Kaja Danczowska, piyanoda Krystian Zimmerman'dan dinleteceğiz.
KÜĞ (Ç.S.M.) : Szymanowski - Mythes Op.30 (19'40")
Şimdi dinleteceğimiz keman-piyano yapıtı, aslında onun 1920-24 yılları arasında yapmış olduğu Kral Roger adlı operasının ikinci perdesinde Kraliçe Roxana'nın söylediği aryadır. Çok beğenilmiş, çok sevilmiş bu aryayı kemancı Paul Kchanski keman-piyanoya uyarlamış, böylece keman yazınının en güzel parçalarından birisi durumuna getirmiştir. Roxana'nın Şarkısı adlı bu parçayı, Wanda Wilkomirska'nın kemanı, Tadeusz Chimilienski'nin piyanosundan dinliyoruz.
KÜĞ (Ç.S.M.) : Szymanowski - Roxana'nın Şarkısı (5'04")

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında Notturno et Tarantella yayınlanmamıştır.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Çağlar ve Müzik - 36

Bölüm 36 / Orijinal Yayın Tarihi: 13 Eylül 1999



Sayın dinleyiciler; bugün, Bartok'un ülkemizde az bilinen, hemen hiç seslendirilmemiş yapıtları tanıtmaya ayırdığımız izlencelerin sonuncusunu sunacağız.
Bartok, 1936'da yazdığı –geçen haftaki izlencemizde sizlere sunduğumuz "Yaylılar, Vurma Çalgılar ve Çelesta için Küğ" adlı yapıtının büyük başarı kazanması üzerine, 1937'de yine örneği hiç olmayan değişik bir kuruluş olarak tanımlayabileceğimiz; "İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Sonat"ı yazdı. 1938 yılında İsviçre'nin Basle kentinde eşi Ditta ile birlikte bu yapıtının ilk seslendirilişini gerçekleştirdi.
Gerek "Yaylılar, Vurma Çalgılar ve Çelesta için Küğ"de, gerekse bunun adından yazmış olduğu ; "İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Sonat"ta benzersiz karmaşık tartımsallıklarının giderek artan çekicilik ve çarpıcılıkları yanında bu yapıtların her notasından uzun bir iç tartışma ve çekişme sonucu duyulmuş güvenle, bile bile koyulmuş olmanın doyurucu anlamı vardır.
İsviçreli yazar-eleştirmen Aloys Moser "Çağdaş Küğe Bakışlar" adlı kitabında "İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Sonat" üzerine şunları yazmıştır: Dinlediğimiz yapıt, yalnızca özgün bir doğallıkla ve yaratıcı usa sahip bir bağdarı tanıtmakla kalmadı, ayrıca; araştıcı, daha önce kullanılmamış sesler bulan, elçindeki/klavyeseki şiirselliği yenilemeye kararlı bir zekâyı da tanıttı. Yararsız Dalcrozienne tartımlarla kandırmaca yoluna gitmeden, küğsel bir düşün/bütünlük yaratarak onu kendi malı yapabilmiş, keskin hem de üstün tartım gösteren bu yapıta, tartımsallğın simgesi olarak bakılabilir.
Son olarak; bağdarın, üst üste bindirilmiş değişik seslerden, beklenmeyen bir karışımla, renk dolu, çekici güzellikler yaratması, bu amaçla çalgıların tüm olanaklarını kullanmayı başararak bu yönden de şaşırtıcı bir yaratıcılık göstermesi yapıta ayrıca önem kazandırıyor. Bu "Sonat" tüm çalgıcılar için üstün gayret ve kıvrak bir hünerlilik/virtuosite gerektirmektedir. Özellikle iki piyanoçaların sırayla paylaştıkları küğsel konuşmanın, keskin tartımlılığı ve sıkı dokunmuş çoksesliliğinden algılama açıklığının/netliğinin yitmemesi bakımından ezgisel çizgiyi bulup çıkarmaları baş sorunlardır.
Bartok'un "İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Sonat"ını, piyanolarda Katia ve Marielle Labeque kardeşler ile vurmaçalgılarda Syvio Gualda ve Jean Pierre Drouet'ten sunuyoruz.
MÜZİK: Özel CD - Bartok - İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Sonat (24'50")
Bartok ve ikinci eşi Ditta 1940'da ABD'e göç ettikten sonra güç günler başladı. Amerikalı dinleyici de, çalgıçalarlar da Bartok'un küğüne çok uzaktılar. Tüm Avrupa'da tanınmış, önde gelen bağdarlardan olduğu artık tartışmasız olumsanır bulunmasına karşılık ABD'de hemen hiç tanınmıyordu. Daha doğrusu halkın (dinleyicinin) bilmediği , ancak 15-20 küğcünün yapıtlarını bildiği, değer verdiği bir bağdar durumundaydı. Tıpkı kendi ülkesi Macaristan'da uzun yıllar yaşamak zorunda kaldığı ilgisizlik, umursamazlık dolu eski yaşamına yeniden başlıyor gibiydi.
Bartok'un Columbia Üniversitesi Halkmüziği arşivinde sıradan bir memur gibi çalışmasıyla ellerine geçen para, geçinmelerine, sayrılığının sağaltımına yetecek ölçüde değildi. Çok zor koşullar altında Bartok ve eşi dinletiler verebilmek uğraşısı içindeydiler bir yandan da... Bartok tüm koşullara karşın; yardım isteyecek, verilecek yardımı kendisine yedirebilecek ırada/yaradılışta değildi. Onurunu her şeyin üstünde tutan bir insandı. 1940 yılında, iki yıl önce eşiyle birlikte seslendirmiş oldukları yapıtı; İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Sonat'ı, yine eşiyle birlikte seslendirebilmek düşüncesiyle ve yapıta taklaşımı –ezgisel yönden- belirginlik ve kolaylık sağlamak bakımından "konçerto" biçimine sokmayı düşündü. Düşündüğünü de yaptı. İlk kez 21 Ekim 1943 günü New York'ta yapıt, konçerto biçimiyle Bartok ve eşi Ditta'nın yalkıcılıklarıyla seslendirildi. Bu, Bartok ve eşinin birlikte verdikleri son dinleti oldu. Bartok 26 Eylük 1945 günü New York'da kan kanseri lösemiden öldü.
Bartok'un " İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Konçerto"sunu Simon Rattle'ın yönettiği Birmingham Kenti Senfoni Orkestrasının eşliğinde yine Katia ve Marielle Labeque kardeşlerden sunuyoruz.
MÜZİK: Bartok - İki Piyano ve Vurma Çalgılar için Konçerto (25'48")
Sayın dinleyiciler, başta da belirttiğimiz gibi izlencemizde Bartok'a ayırdığımız bölümleri bitirmiş bulunuyoruz. Gelecek dört izlencemizi çağımız küğünün önde gelen ustalarından Polonyalı bağdar Karol Szymanowski'ye ayırmış bulunmaktayız. Bu izlencelerde de Szymanowski'nin tüm tapıtlarını değil, en önemlilerinden olup ülkemizde hiç seslendirilmemiş ya da çok az seslendirilmiş yapıtlarını sunmaya öncelik tanıyacağız. Bu izlencelerimizin de öğretici ve ilgiye değer bulunacağını umduğumuzu belirterek, birlikte çalıştığım tüm çalışma arkadaşlarım ve kendi adıma saygılarımızı sunuyorum.
Sevgili dinleyiciler, bu haftaki Çağlar ve Müzik Programımızı, programımızın danışmanı ve sunucu olan değerli bestecimiz Ertuğrul Oğuz Fırat'ın bir eseriyle bitiriyoruz. Bestecimizin Op.82 sırasayılı Klavsen Konçertosunu Leyla Pınar'dan dinleyeceğiz. Sanatçıya Cem Mansur yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşlik ediyor. Süremizin yettiğince dinleyebileceğimiz bu yapıtın kaydında Sinan Sungar Tonmayster, Murat Arslan teknisyendi.
MÜZİK: C.S.O. Kaydı dat- (28'00")

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında Ertuğrul Oğuz Fırat'ın Op.82 Klavsen Konçertosu yayınlanmamıştır.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Çağlar ve Müzik - 35

Bölüm 35 / Orijinal Yayın Tarihi: 06 Eylül 1999



Bela Bartok'un yapıtlarının çoğunu oda küğü çerçevesinde sayabiliriz. Daha önce dinlettiğimiz üç sahne küğü dışında, orkestra için yazılmış yapıtı azdır. Bunların çoğu da ilk döneminde yazılmış olup, oldukça az seslendirilirler. Çünkü, Bartok'un olgunluk dönemi yapıtları yanında, anlatım gücü, orkestralamada yeni tınılar, renkler elde etme bakımından kısıtlı kalırlar.
Bartok'un dinletilerinde en çok seslendirilen orkestra yapıtlarından birisi 1931 tarihlidir. Ancak bu yapıt, doğrudan orkestra için yazılmış değildir. 1907-1910 yılları arasında yazdığı çeşitli piyano parçalarının bir araya getirilerek orkestralanmasından oluşmuştur. "Macar Sahneleri" adı altında 1931'de orkestralanmış olan beş bölümlü yapıtın bölüm başlıkları şöyle: 1. Köyde Akşam 2. Ayı Kırını/Dansı 3. Ezgi 4. Biraz Çakırkeyf 5. Domuz Çobanının Kırını
Konuları yönünden anlatım gücü yüksek, sade ama çok renkli orkestralamasıyla çok tutulmuş olan bu yapıtı, Zubin Mehta yönetiminde İsrail Senfoni Orkestrasından sunuyoruz.
KÜĞ (Ç.S.M.): Bartok - Macar Sahneleri (11'47")
Bartok, orkestra yapıtları içinde çok özel yeri bulunan Yaylılar, Vurma Çalgılar ve Çelesta için Küğ'ü 1936 yılında yazdı. Dört bölümü olan yapıt; benzersiz kuruluşu, güçlü, özgün/kromatik ve yedisek/yazı aşıtlarını birlikte kullanmanın getirdiği şaşırtıcı uyumsal biçemiyle Bartok'vn başyapıtlarından/çığıraçan yapıtlarından sayılmaktadır. Bu yapıtta tüm dördül çalışmalarını 1910'dan sonraki yapıtlarında görülen; keskin, yırtıcı, uzlaşma tanımayan tartımsallığın, dayanılmaz çekicilikle, hem de o ölçüde bilgece özlülüğü sergilenir. Dört bölümlü olan yapıtın bölüm başlıkları: 1.Andante tranquillo 2.Allegro 3. Adagio 4. Allegro molto
Bartok'un "Yaylılar, Vurma Çalgılar ve Çelesta için Küğ" adlı yapıtını Antal Dorati yönetimindeki Detroit Senfoni Orkestrası seslendiriyor.
KÜĞ (Ç.S.M.): Bartok - Yaylılar, Vurma Çalgılar ve Çelesta için Küğ (29'25")
Bugünkü izlencemizin son yapıtı; Bartok'un son yapıtı olan, Üçüncü Piyano Konçertosu. Bartok, İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra, Mihver devletlerinin faşist saldırganlıkları karşısında, yurdunda barınamayacağını, faşizmin egemenliği altında yaşamasına olanak kalmayacağını anlayarak 1940 yılında ABD'e gitti. Orada daha beş yıl, türlü zorluklara göğüs germeye çalışarak, yoksulluk içinde yaşadı. Son yapıtı olan; Üçüncü Piyano Konçertosu'nu 1945 yılında yazmaya başladı. Ne ki konçertonun son 17 ölçüsünü yazamadan 26 Eylül 1945'te New York'da öldü. Bıraktığı elyazması partiturda boş bırakılan bu son 17 ölçüyü öğrencisi Tibor Serly tamamladı.
Bartok'un Üçüncü Piyano Konçertosu'nda Birinci ve İkinci Piyano Konçertolarına göre, sertlik yerine yumuşaklık, yeni bir yapısallığa ulaşmak uğruna yapılan dirnçli biçimbozmalar yerine eski biçimlere uyumluluk, dahası; ezgilemede tadına daha kolay varılabilir açıklık, uyumda sertliği törpülenmiş oldukça hüzünlü tınaşlar görülür. ABD'e geldiğinde yapıtlarına kuşku ile uzaktan bakmakla yetinen bir dinleyici topluluğu ile karşılaşan Bartok'un ivediyle anlaşılmaya kesin gereksinmesi bulunduğu için ABD'de verdiği son yapıtlarında, yeni savlar getirmek yerine, daha önce vermiş olduğu yapıtlarındaki savların, yeniliklerin anlaşılması, onlara dönülüp bakılabilmesi uğruna, dinleyiciyi ürkütmeyecek, daha kolaylıkla, daha yumuşaklıkla kendisine çekebilecek yapıtlar yazmaya kendisini zorunlu saymış olduğu öne sürülebilir. Bartok'tın Üçüncü Piyano Konçertosu'nu öğrencilerinden olan György Sandor'dan dinleyeceğiz. Adam Fischer yönetimindeki Macar Devlet Senfoni Orkestrası eşlik ediyor.
KÜĞ (Ç.S.M.): Bartok - Üçüncü Piyano Konçerlosu (21'49")

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında Macar Sahneleri yayınlanmamıştır.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Çağlar ve Müzik - 34

Bölüm 34 / Orijinal Yayın Tarihi: 30 AĞUSTOS 1999



Sayın dinleyiciler, Bartok'u bizde az seslendirilmiş veya hiç selendirilmemiş yapıtların öncelik vererek onu tanımaya ayırdığımız izlencemizi sürdürüyoruz. Bu kez onun üç dördülünü dinleteceğiz. Bartok yaylılar için altı tane dördül yazmıştır. Birincisini 1908 yılında, ilk dönemi içinde, ikincisini 1915-1917 yılları arasında ikinci dönem içinde ortaya koymuştur.
Bugün dinleteceğimiz Üçüncü Dördülü 1927'de, Beş bölümlü olan Dördüncü Dördülü 1923'te, yine beş bölümlü olan Beşinci Dördülü 1934'te yazmıştır. Bartok'un dördüllerinin Beethoven'den bu yana yazılmış dördüllerin en mükemmeli oldukları eleştirmenlerce genelde olumsandığı gibi, küğünün gelişiminin de göstergeleri sayılabileceği belirtilmeye çalışılır.
Bundan önceki izlencilerimizde Barok'un gelişim yönü ve varış noktaları yönünden yapmış olduğumuz tüm açıklamalar dördülleri için de geçerli bulunmaktadır. Üçüncü Dördül, kesintisiz, birbirine bağlı olarak çalınacak üç bölümcük ve coda'dan oluşmaktadır. Yapıtı Çilingiryan Dörtlüsü seslendirmektedir.
KÜĞ (Ç.S.M.): BARTOK - Üçüncü Dördül (14'55")
Bartok'un üçüncüden bir yıl sonra 1923'de yazdığı Dördüncü Dördül, kullandığı ögeler ve teknik bakımından üçüncünün daha gelişmişi, daha zengileştirilmişi olarak görülebilir. Tını zenginliğine ulaşmak bakımından yaylıçalgıların kullanılışında değişik tekniklerin; sul tasto, sul ponticello, col legno(lenyo), Legno battuto (lenyo battuto) bollukla yer aldığı bu dördüllerin dördüncüsünde Bartok'un adıyla anılan; Bartok Pizzicato olarak adlandırılan yeni bir pizzicato tekniğinin de ortaya koyulmuş olduğunu görmekteyiz.
Bartok'un Dördüncü Dördülünün bölüm sıralaması şöyle:
  1. Allegro
  2. Prestissimo con sordino
  3. Non troppo lento
  4. Allegretto pizzicato
  5. Allegro molto
Her bölümde ayrı bir tınısal zenginlik bulunan, kücük bir örgeden geliştirme yoluyla nasıl dev bir yapısallığa ulaşılabileceğinin hayret ve hayranlık verici gizini ve bilgisini içinde barındıran Dördüncü Dördül'ü yine Çilingiryan dörtlüsü seslendiriyor.
KÜĞ (Ç.S.M.): BARTOK - Dördüncü Dördül (22'30")
Dinleteceğimiz son yapıt, Bartok'un 1934 yılında yazdığı Dördüncü Dördülü gibi beş bölümlü daha sade gereçlerle araştırma zenginliğine ulaşan Beşinci Dördülün bölümleri:
  1. Allegro
  2. Adagio molto
  3. Scherzo
  4. Andante
  5. Finale
Yapıtı yine Çilingiryan dörtlüsü seslendiriyor.
KÜĞ (Ç.S.M.): BARTOK - Beşinci Dördül (30'40")

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında Üçüncü Dördül yayınlanmamıştır.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Çağlar ve Müzik - 33

Bölüm 33 / Orijinal Yayın Tarihi: 23 Ağustos 1999



Bela Bartok'un 1918'de piyano için "Üç Çalışma" ve bir yıl sonra 1919'da "Tansık Mandarin" balesiyle ulaşmış olduğu "uzak veya gizli dengeserlik" yöntemi, onun küğünde uygulayım yönünden son aşama sayılabilir. Schoenberg'in dengeserlikdışı/atonal küğle ve bunun bir anlamda kurallaşması sayılabilecek "dizisel" yöntemle ulaşmış olduğu hem yeni, hem geniş anlatım/duyarlık olanağını, Bartok; tam bir dizi anlayışına gitmeden, ancak ileri ölçüde alacalı -böylece oniki sesi de içine alabilen- özgün bir teknikle sağlamıştır. 1920 yılında yazmış olduğu; Op.20 "Yerel Ezgiler Üzerine Doğaçlamalar" yapıtı, yerel ezgilerin bile "uzak/gizli dengeserlik" içinde nasıl çokseslendirilebileceğinin şaşırtıcı olduğu ölçüde; geniş ve sağlam, hem de açık bir örneğini oluşturur.
Bartok, Op.20'den sonraki yapıtlarına opus sayısı koymamıştır. Bundan sonraki yapıtlarını yazıldıkları yılaara göre izlemek zorunludur. Bartok 1921'de Keman-Piyano için 1. Sonat'ını, yazar 1922'de yine keman-piyano için 2. Sonat'ını yazar. Bu sonatlarda keman ile piyano çok yerde ayrı deviniler içinde birbirlerinin uyumu, tamamlayıcısı olurlar.
1923 yılı Buda ile Peşte'nin birleşerek başkent Budapeşte'yi oluşturmalarının ellinci yılıdır. Kutlama çerçevesinde Bartok: "Kırın Ardışı/Dance Suite"i adlı orkestra yapıtını, arkadaşı Zoltan Kodaly ise "Psalmus Hunaricus"u ortaya koyar.
1926 yılı Bartok'un en verimli yıllarından olur. 1. Piyano Konçertosu, piyano için "Sonat"ı ve yine piyano için "Açık Havada" ardışını yazar.
Bugünkü izlencemizde 1926 yılında yazılmış olan 1. Piyano Konçertosu ile "Açık Havada" piyano ardışını, son olarak da 1931 yılında yazmış olduğu 2. Piyano Konçertosunu sunacağız.
Bartok, ulaşmış olduğu "uzak/gizli" dengeserlik tekniğini artık çok kıvrak ve kıvamlı yönde, istediği dönem veya biçime uygulayabilmektedir. 1920'lerde hemen hemen bütün Avrupalı bağdarlar/besteciler arasında yaygınlaşmaya başlamış olan; kuramcısı Ferruccio Busoni olan "Bach'a dönüş" ya da az sonra daha genişletilmiş biçimde ''Yeni Klasikcilik" adını alacak olan akıma Bartok da yakınlık göstermiştir. Onun 1. Piyano Konçertosu, Barok dönem küğüne bir uzanışı, Barok dönem küğünün yapısal özelliklerini gününün devrimci küğ anlayışıyla bağdaştırmayı yansıtır. Yeni Klasikcilik akımı içinde Stravinski, eski ustaların ezgilerini alarak onları kendi uyum ve tartım anlayışı çerçevesi içinde yenileştirmek isterken, Bartok; Barok dönem bağdarlarının ezgilerini hiç almadan, ancak ezgi yapısındaki, kısa-eklemli yapısallığı göz önünde bulundurarak "yedisek/ayarcıl/diyatonik" örgelerin tartımlılık içinde yinelenmesiyle Baro'un özünü yapıtına sindirmiş, bunu alacalı/çok usta, ileri bir temsilcisi olduğunu göstermiştir.
Allegro moderato buyurgulu ilk bölüm, temelde "mi-sol-si-re-fadiyez-la-do" seslerinden oluşturulan ezgi (örge) veya üçlü ve yedili aralıkların yeğlendiği tınaş örgüsüyle ortaya koyulmuştur.
Andante buyurgulu ikinci bölüm; vurmaçalgı vuruşlarına, piyanonun karşılık tınaşsal vuruşlarıyla başlar ve gelişir. Belirgin bir ezgi henüz yoktur. Oldukça ilerde; önce obva'da daha sonra klarinet ve flüt'te kendisini gösteren ezgiye karşılık, piyanoda iki elde ayrı ayrı yedili seslerden oluşan tınaşsal tartım önce üç sese, sonra beş seslik vuruşlara ulaşır. Flüt, obva, klarinet bu tartım üzerinde ayrı girişlerle ezgilerini çalarlar. Bu toplu devinim piyanissimodan forteye ulaştıktan sonra inginleşmeye geçer. Piyanissimoya varınca, bölümün başındaki piyano devinimleri biraz değiştirimli olarak uzunca yinelenir. Suskuya varılacağı sanısı uyanmışken, birden "Allegro" devinimine geçilir. Bu geçki, Allegro molto buyurgulu üçüncü bölüme bağlanır. İkinci bölümün çok ustaca geliştirilen batıcı tınaşsal tartısallığına karşılık olağanüstü bir duyarlıkla üstte yürütülen ezgisellik çok az görülebilir, zıtlıkların uyuşumunu dile getirir.
Allegro molto buyurgulu son bölüm, birinci bölümün güçlü tartımsallığını daha hızlanmış olarak gösterir. Tüm bölüm, bitişe doğru ortaya çıkan 3/8 veya 3/4'lük iki ölçü dışında baştan sona 2/4 vuruş üzerine kurulduğu gibi, sık yenilenen ana örge/motif, birinci bölümdeki çıkıcılığın (si-do-re) yerine iniciliği (sol-fa-mi/re-do-si) yeğler. Yine bu son bölümün örgesel yinelenmesinden doğan tartısal devinim Barok küğ ırasından çok yerel halk ezgilerinin ırasını/karakterini yansıtır.
Bartok'un, tartımsallığın utkusunu haykıran bu çarpıcı, alabildiğine ilginç 1. Piyano Konçertosunu; Claudio Abbado yönetimindeki Şikago Senfoni Orkestrası eşliğinde, piyanoçalar Maurizio Pollini'den dinleyeceğiz.
KÜĞ (Ç.S.M.): Bartok - 1. Piyano Konçertosu (23'21")
Bartok'un 1926 yılında piyano için yazmış olduğu; En Plein Air/Açık Havada Ardışı, yine bu yıl başlayıp 1939'da tamamlayabildiği altı destelik "Mikrokosmos"unu saymazsak, yalnız piyano için yazılmış son yapıtıdır. Beş bölümlü olarn Ardış'ın bölüm başlıkları şöyle:
1. Davul, Zurna ile
2. Barkarol
3. Musettes.
4. Gecesel Küğ
5. Kovalamaca
İlk parça; "Davul-Zurna ile" bir alanda davul-zurna ile çalınan müziğin ve halk kırınının bütün özelliklerini piyanodan yansıtmak için, piyanonun bir vurmaçalgı gibi kullanılmasını öngören bir parçadır. Yeni uyumlar içinde çok tartımlık da sergilenir.
Dengeserliğe bağlanabilir gibi ezgisel görünen "Barkarol" ve "Musettes"in biraz bulanık, düşçü, kaçıcı havasının ardından gelen "Gecesel Küğ" Ardış'ın en çarpıcı, en gözüpek, inanılmaz ilerilikte parçasıdır. Çok dengeserli, çok tartımlı yapısallık içinde; kırılan, sokulan seslerle kımıltılı, şiz dolu gece, salkımseslerin açılıp kapanan, kırılarak çalınan veya topaklanmış seslerin çakılırcasına düşüşleriyle ayrıksın, olağanüstü bir anlam ve anlatıma ulaşır. Bu parçadan anlatımı derinleştirmek için kullanılmış ses topakları 1960'lı yıllardan sonra gerçekleşecek olan "yığınses küğünün" kapısını çalmaktadır.
Son parça "Kovalamaca" devinim hızı artı çarpış hızını belirlemek, göstermek için yazılmış gibidir.
Bartok'un "Açık Havada" ardışını Michelle (Mişel) Beroff seslendiriyor.
KÜĞ (Ç.S.M.): Bartok - Açık Hava Ardışı (14'42")
Bugünkü izlencemizde dinleteceğimiz son yapıt, Bartok'un 1931 yılında yazmış olduğu 2. Piyano Konçertosu'dur. Bu Konçerto için Bach'a Dönüş veya Yeni Klasikcilik akımı içinde gösterilebilir ikinci yapıt olarak bakabiliriz. Bartok, bu konçertosunda Bach'ın girdili/kontrapuntal küğ tekniğini özümsemiş olarak karşımıza çıkar. Örnek Bach'tır ama, varılan nokta çok yeni, çok bilgece ve şaşırtıcıdır. Birinci piyano konçertosu için söylediğimiz özellikler bu konçerto için de söylenebilir. Bu da ilk konçerto gibi üç bölümlüdür. 1. Bölüm Allegro'dur. Bu bölümde aradığı sertliği, kesinliği elde edebilmek için; piyanoya yalnız üfleme ve vurma çalgıların eşliğini öngörmüş, yaylı çalgılara bu bölümde hiç yer vermemiştir. Adagio buyurgulu ikinci bölüm yaylıçalgıların kakışmalı, uyumsal ezgisel akışı ile başlar. Piyanonun altı sesli; "do-si-la-sol-fa-mi" yinelemeli örgesiyle karşılık görür. Birinci konçertodaki gibi şaşırtıcı atılımlarla dolu bu orta bölüm, yapısal kuruluşu bakımından ister istemez, Bach'ın adagioları kadar, belki ondan da çok, Beethoven'ın büyük sol dengeserli Dördüncü Piyano Konçertosu'nın büyük sadelik içinde ürpertici bir anlatıma ulaşabilmiş olduğu orta bölümünü usa getirir. Ulaşılması çok zor bu yüceltici etkinlik Bartok'un bu konçertosunda da kendini gösterir. Yaylılar ve piyanodaki biraz gizemli kesikleşe; soru-yanıt yürüyüşü birden "Presto" buyurgulu bir devinime dönüşür. Genellikle piyanonun alacalı örgelerinin ardıncalığının egemen olduğu, hem de hızlanma esrikliğinin ürkünçleştirdiği bu bölümcük yine baştaki yaylıların ve piyanonun keşikleşe öaldıkları duygulandırıcı Adagio'ya dönerek biter.
Allegro moderato buyurgulu üçüncü bölüm, ilk bölümün girdili Bach küğünü andırmakla birlikte, örgesel yapı bakımından daha alacalı bir yapısallıkla Bach-Bartok özgülüğünü gerçekleştirir.
Bartok'un 2. Piyano konçertosunu yine Abbado yönetiminde Şikago Senfoni Orkestrası eşliğinde Maurizio Pollini'den dinleyeceğiz.
KÜĞ (Ç.S.M.): Bartok - 2. piyano konçertosu (27'26")

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında 2. piyano konçertosu yayınlanmamıştır.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Çağlar ve Müzik - 32

Bölüm 32 / Orijinal Yayın Tarihi: 16 Ağustos 1999



Bartok 1918 yılında Viyana'ya gittiğinde Schoenberg'le tanışır. Onun küğüyle yakından ilgilenir. O yıl, piyano için yazmış olduğu Op.18 Üç Çalışma, Schoenberg küğüne yaklaşımının, ilgisinin en güzel örneği sayılabilir. Bartok'un alacalı/kromatik küğü dizi anlayışını içinde barındığı için, oniki sesin sıralanmasında Schoenberg'in 1923'te ortaya çıkaracağı kurallara tam bir uyuşması söz konusu olmasa bile dengeserlikdışı/atonal küğün içinde dizi anlayışını saklandığının ayırdında olduğunu söylemek gerekir. Bartok hiç bir zaman; ne o gün ne daha sonra dizisel anlayışa tam bir uygunlukla küğ yazmamıştır. Onun küğünün özelliği dengeserliği en uzak noktasına kadar yürütebilmek, ama tümden dengeserlikdışına geçmemek, uzak ya da genişletilmiş dengeserlik anlayışına göre yazılmış en etkileyici, anlamlı yapıtların başta gelenlerinden birisi olan, Op.18 Üç Çalışma'yı Paul Jacobs'un piyanosundan dinletiyoruz.
1. Çalışma - Allegro molto,
2. Çalışma - Andante sostenuto,
3. Çalışma - Rubato, tempo giusto, rubato buyurguludur.
KÜĞ (Ç.S.M) : Bartok - Üç Çalışma Op. 18 (7'14")
Bartok 1919 yılında üçüncü ve son sahne yapıtı olan "Le Mandarin Merveilleue / Der Wurderbare Mandarin / Tansık Mandarin" Op.19 bale yapıtını bitirir. Yapıt ürkütücü, anlamsız bulunur. Balenin ilk kez sahnelenmesi Bartok'un ününün dış ülkelerde yaygınlaşmış olması sonucu ancak 1926 yılında Köln'de gerçekleşir. Anlaşılan 1926'da Almanya'da bile bu küğe karşı yeterli bir anlayış, yakınlık oluşmamış bulunmalı ki, "Tansık Mandarin" 1926 yılından sonra Bartok'un ölümüne dek bir daha hiç bir yerde sahnelenmedi, seslendirilmedi. 1945'te Bartok'un ölümünden sonra değeri günden güne daha anlaşılmaya başlayınca, bu yapıtı da anımsanıp 1960'larda New York'ta sahnelendi. New York'lu küğ eleştirmenleri bu gösteriden sonra, yazıldığı günden bu yana son elli yılda yazılmış bale yapıtlarının en mükemmeli olduğunda görüş birliğine vardılar.
1918'de Op.18 Üç Çalışma'nın yazılmış olması "Tansık Mandarin"in aşırı alacalı yapısının anahtarı olarak görülebilir. "Tansık Mandarin"in öyküsü/cönkü Menyhert Lengyel'indir. Karanlık, ürkünç, düşsü bir kou. Bir sokakta pusu kuran haydutlar, çığırtkan olarak öne sürdükleri kızın ayartıcılığına kanarak sokağa giren kişileri soyar, sonra öldürürler. İlk iki kurbandan birşey çıkmaz. Kurbanların üçüncüsü Mandarin, sokak başında görünür. Kız onu da baştan çıkarmak için, iç gıcıklayıcı bir kırına başlar ve onu pusu kurulan eve çeker. Haydutlar, Mandarin' in üzerine çullanır, parasını, mücevherlerini alırlar. Öldürmek için yüzüne yastık kapatır, üzerine oturarak boğmaya çalışırlar. Öldüremezler. Kılıç saplarlar. Ölmez. Odanın ortasında duran yüksek bir asma şamdana asarlar. Bunların hiçbirine karşı koymaz Mandarin. Bu arada işini bitirdiği için kenara çekilmiş olan çığırtkan kıza hiç kapanmayan gözlerle yeşil bir ışık içinde çılgın bir istekle, tutkuyla bakar durur. Kapatılması olursuz bu gözlerden gangsterler yılarlar. Kızı iterler. Kızın acıyarak onu kucaklamasıyla Mandarin'in yaralarından kan akmaya başlar, gözleri kapanır.
Stevens'in "Bartok'un sahne yapıtları utura keskinliğindedir" sözünü anımsarsak, "Tansık Mandarin"in bunların en keskini bulunduğunu söyleyebiliriz. Bartok'un 1910 yılından 1919 yılına dek ortaya koyduğu yapıtlarda; yabanıl, sert, aralıksız bir hamle gücü bulunduğu hemen kendini belli eder. Tansık Mandarin bu tutumu en keskin hatlarıyla vermektedir. Yapıtta; gürültülü sokaktaki gangsterlerin ardı ardına gelen cinayetleri, rahat küğlerin kurbanı olan izleyiciyi, tüm orkestrada gelişen tartısallıkla şaşkına çevirir. Bir cinayetten ötekine aradaki geçkiler, uğursuz havayı azaltacağına, klarinetlerin kötülükleri önceden haber veren, boşluğa karşı alışılmamış uluyuşları ile çoğalır. Küğü yalnızca tatlı ezgilerle duygulanma sananlar bu küğde gerçek bir cinayet bulunduğunu çekinmeden düşünebileceklerdir. Kuşkusuz olan yön: Tansık Mandarin'in Bartok'un yaklaşılabilmesi en zor, ama bir kez anlaşılabildi mi anlatım gücünün yüksekliğiyle hayranlık getiren en önemli yapıtlarından birisi olduğudur.
Bartok, bale küğünün tümünün sahnelenmesinin zorluğunu göz önünde bulundurarak balenin içinden aldığı bazı bölümlere değişik bir bitiriş de yazarak bir de Tansık Mandarin Ardışı yazmıştır. Bu ardışın balenin kendisinden daha çok seslendirildiğini söyleyebiliriz.
Biz bu izlencemizde, önce balenin tümünü sunacağız ardından, yapıtın önemini göz önünde tutarak, kulaklarda daha yer edinebilmesi bakımından Ardış biçimini de sunacağız.
Şimdi "Tansık Mandarin"in tüm küğünü, Pierre Boulez yönetiminde, Schola Cantorum ve New York Filarmoni'nin seslendirmesiyle sunuyoruz.
KÜĞ (Ç.S.M): BARTOK - Tansık Mandarin, bale, Op.19 (31'04")
Şimdi de Rafael Kubelik yönetimindeki Şikago Senfoni Senfoni Orkestrasından "Tansık Mandarin" Ardışını sunuyoruz.
KÜĞ (Ç.S.M): BARTOK - Tansık Mandarin Ardışı (18'03")
Son olarak, Bartok'un 1920 yılında piyano için yazmış olduğu sekiz parçadan oluşan Op.20 Macar Halk Şarkıları Üzerine Doğaçlamalar yapıtını Claude Helffer'in piyanosundan sunuyoruz.
KÜĞ (Ç.S.M): BARTOK - Op.20 Macar Halk Şarkıları Üzerine Doğaçlamalar (11'04")

Not: Tekrar yayında kısaltılmış olan programın ses kaydında Tansık Mandarin Ardışı yayınlanmamıştır.